Melikşah Mah. Hocafakıh Cd. Füsun Sk. Arca Plaza No: 1 / 6 Meram / KONYA
Melikşah Mah. Hocafakıh Cd. Füsun Sk. Arca Plaza No: 1 / 6 Meram / KONYA

Ceza muhakemesi hukukunda delil elde etme özgürlüğü, anayasal haklar ve hukukun üstünlüğü ile sınırlandırılmıştır. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 188. maddesinde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında, adli kolluk birimlerinin delil toplama yöntemleri, yargılamanın adeta kaderini belirlemektedir. Son dönemde siber devriye adı altında yürütülen soruşturmalarda, özellikle Telegram gibi uçtan uca şifreleme ve anonimlik vaat eden mesajlaşma uygulamalarında, kolluk görevlilerinin "gizli soruşturmacı" veya "güven alımı" adı altında gerçekleştirdikleri operasyonlar artış göstermiştir. Ancak bu operasyonların yürütülüş biçimi, doktrinde ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 139. maddesinde düzenlenen gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kurumu, kural olarak ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar veya kanunda açıkça sayılan katalog suçlar bakımından uygulanabilen istisnai bir koruma tedbiridir. 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle uyuşturucu madde ticareti suçu bakımından örgüt faaliyeti aranması şartı kaldırılmış olsa da, tedbirin uygulanabilmesi için iki temel şartın varlığı zorunludur:
Bunun yanında, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Ek Madde 6 uyarınca gerçekleştirilen ve adli kolluk görevlisinin kimliğini gizleyerek gerçekleştirdiği "güven alımı" işlemleri, Yargıtay tarafından CMK m. 139 ilkesel esaslarına tabi tutulmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere; kolluk görevlisinin suçu ortaya çıkarmak amacıyla yapacağı işlem pasif bir alıcı olmaktan öteye geçemez. Kolluk görevlisi, suç işleme kastı bulunmayan veya bu husustaki kararı henüz icra aşamasına geçmemiş kişileri suça teşvik edemez, yönlendiremez ve onlarda suç işleme iradesi yaratamaz.
Bununla birlikte, Telegram operasyonlarında göz ardı edilen bir diğer boyut CMK m. 140 kapsamında düzenlenen teknik araçlarla izleme tedbiridir. Yargıtay, şüphelilerin bulunduğu Telegram kanallarına kolluğun sahte hesaplarla sızmasını ve buralardaki akışı takip etmesini genel istihbari faaliyet kapsamında görüp CMK 140 kararı aramamaktadır. Oysa kamuya kapalı veya davetle girilen bir dijital gruba kolluğun sızarak günlerce sohbet loglarını kaydetmesi, basit bir güven alımını aşan, şüphelinin özel hayatına ve haberleşme hürriyetine yönelik sürekli ve teknik bir izleme faaliyetidir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan bu dijital izlemeler bizce usule aykırıdır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan senaryoda; kolluk görevlisi Telegram uygulamasında uyuşturucu madde ticaretinin yapıldığından şüphelenilen bir gruba dahil olmakta, ardından grup üyelerinden birine özel mesaj atarak uyuşturucu madde tedarik edip edemeyeceğini sormaktadır. Yargıtay 8. ve 10. Ceza Daireleri, şayet fail Telegram kanalında bir fiyat listesi veya satış ilanı paylaşmışsa, kolluğun bu ilana istinaden ilk mesajı atmasını suça teşvik (kışkırtıcı ajanlık) olarak kabul etmemektedir. Yargıtay'a göre bu durumda failin suç işleme iradesi zaten mevcuttur ve kolluk sadece suçu ortaya çıkarmaktadır.
Ancak bir savunma makamı olarak, Yargıtay'ın dijital platformlardaki bu genişletici yorumuna katılmamız pek de mümkün değildir. Dijital mecralarda kime yönelik olduğu belirsiz, sanal ve potansiyel bir ilana; devletin kolluk gücünün sahte bir profil arkasından verilen somut bir siparişle, pazarlıkla ve fiziki buluşma teklifiyle yaklaşması pasif bir alıcılık değildir. Kolluğun müdahalesi olmasaydı belki de hiçbir zaman suça dönüşmeyecek olan bir eylem, bizzat kamu otoritesinin yarattığı piyasa ve talep ile tamamlanmaktadır. Bu durum, Anayasa'nın 38/6. maddesi ve CMK'nın 217/2. maddesi ile teminat altına alınan hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılamaması ilkesini zedelemekte olup, AİHM'in Ramanauskas kriterlerindeki aktif kışkırtma yasağının da ihlalidir.
Telegram üzerinden yürütülen operasyonların hukuki boyutunun yanı sıra adli bilişim ve usul hukuku boyutundaki sakatlıkları da göz ardı edilmemelidir. Adli kolluk tarafından düzenlenen ekran görüntüsü tutanakları ve mesajlaşma dökümleri, tek başına CMK m. 134 anlamında usulüne uygun elde edilmiş dijital delil niteliği taşımaz.
Yargılama pratiğinde Ağır Ceza Mahkemelerinin, Telegram yazışmalarındaki usulsüzlükleri failin buluşma noktasında uyuşturucu madde ile suçüstü yakalanmasından yola çıkarak göz ardı etme eğiliminde olduğu görülmektedir. Ancak yakalamanın varlığı, operasyonun başından sonuna kadar hukuka aykırı kurgulandığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Savunma makamının temel stratejisi; Telegram'daki anonim profil ile suçüstü yakalanan fiziki şahıs arasındaki illiyet bağının HTS ve IP-Port eşleşmesi olmadan hukuken kurulamayacağı üzerine inşa edilmelidir.
Kolluğun ilk mesajı atarak suça teşvik ettiği ve Telegram gibi sosyal ağlar üzerinden gerçekleştirilen güven alımı dosyalarında, adli makamların şablon gerekçelerle mahkûmiyet kararı tesis etmesi adil yargılanma hakkının ihlalini doğurmaktadır. Bu tür davalarda savunma makamının izlemesi gereken stratejik adımlar şunlardır:
İçtihatların aksine eleştiriler sunularak, kolluk görevlilerinin suç tasavvurundaki rolü titiz bir şekilde irdelenmelidir. Uygulamada, özellikle uyuşturucu suçlarının yoğun olarak görüldüğü Konya gibi illerde, deneyimli ağır ceza avukatları tarafından takip edilen davalarda temel hedef; mahkemenin sadece yakalanan uyuşturucu maddeye odaklanmasını engellemek ve maddenin ele geçirilme aşamasındaki hukuka aykırılıkları tüm çıplaklığıyla dosyaya dercetmektir.
Soruşturma dosyasında yer alan tutanakların dili incelenmeli, "Şahsın grubuna girilmiş, DM atılarak madde istenmiş..." şeklindeki beyanlar kışkırtıcı ajanlığın açık karinesi olarak ileri sürülmelidir. AİHM'in Ramanauskas kriterleri çerçevesinde kolluğun "makul şüphe olmaksızın sırf olta atma (phishing) yöntemiyle hareket edip etmediği" sorgulanmalıdır. Şayet suç işleme iradesi kolluğun mesajıyla doğmuşsa, eylemin TCK m. 188 kapsamındaki işleniş biçimi hukuka aykırı hale gelir.
Sürecin yürütüldüğü adli yargı çevresinde ve ceza avukatlarının Ağır Ceza Mahkemeleri nezdindeki yerleşik uygulamalarında; teknik usulsüzlüklerin (HTS çakışmalarının olmaması, IP tespitinin BTK'dan sorulmaması, cihaz imaj ve HASH değerlerinin alınmaması) üzerine kararlılıkla gidilerek, hukuka aykırı elde edilen dijital materyallerin dosyadan çıkarılması ısrarla talep edilmelidir.
Kolluk görevlisinin veya gizli soruşturmacının şüphelinin suç işleme iradesi yokken ilk mesajı atarak uyuşturucu madde talep etmesi hukuka aykırıdır ve kışkırtıcı ajan faaliyeti olarak kabul edilir. Bu yöntemle elde edilen deliller ceza yargılamasında hükme esas alınmamalıdır.
CMK m. 139 uyarınca verilmiş bir hâkim kararı bulunmadan yapılan güven alımı operasyonları hukuka aykırıdır. Yetkisiz kolluk görevlileri tarafından yapılan bu alımlar neticesinde elde edilen uyuşturucu maddeler ve tutanaklar hukuka aykırı delil niteliğindedir.
Tek başına ekran görüntüleri adli bilişim standartlarına göre kolayca manipüle edilebildiği için yeterli delil sayılmaz. Mesajların delil olabilmesi için cihazın HASH değeri alınarak imajının incelenmesi ve GSM operatörlerinden IP/Port ile HTS kayıtlarının doğrulanması gerekir.
Sanığın suç işlemesine kolluk kuvvetinin kışkırtması ve yönlendirmesi sebep olmuşsa, elde edilen tüm deliller Anayasa m. 38/6 uyarınca hukuka aykırı hale geleceğinden sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir.
Sulh Ceza Hakimliğinin belirli bir şüpheliye yönelik olmayan " AMCALAR ONLİNE" isimli uyuşturucu madde ticareti amacıyla kurulmuş Telegram kanalına ilişkin gizli soruşturmacı görevlendirmesinin, genel nitelikte olduğu ve isnat edilen suçun uyuşturucu madde ticareti olması nedeniyle CMK'nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izleme kararına ayrıca gerek olmadığı sabittir.
İlgili kanalda “REDFULL” kullanıcı adıyla ilan vermek suretiyle sentetik kannabinoid maddesini satışa arz eden, gizli soruşturmacının mesajı sonrasında fiyat, madde miktarı ve buluşma yerini bizzat belirlemiş olan sanığın; özgür iradesine kışkırtıcı ajan mahiyetinde bir müdahalede bulunularak suça teşvik edildiği ileri sürülemez.
T. C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi
ESAS No : 2026/4539
Karar No : 2026/6202